|
GÜZEL İLİMİZ ARDAHANIN İNSANLARINI NASIL KALKINDIRABİLİRİZ |
23 Şubat 2002 Pazar günü SERHAT ARDAHAN'ımızın düşman işgalinden kurtuluş
yıldönümünü törenlerle kutlamaya hazırlanıyoruz. Tüm Türk milletine
ve bölge insanımıza kutlu olsun. Bugün, siyasi, ekonomik ve iktisadi
etkileri açısından-sanayi ötesi topluma, enformasyon toplumuna - geçiş
süreci olarak nitelenen tarihsel bir olguya tanık olmaktayız. Bu olgu,
daha çok, üretim sistemlerinin ve iş sürecinin dayandığı teknoloji tabanındaki
köklü değişimelerde göze çarpmaktadır. Mikroelektronik,yapay zeka, bilgisayar
ve telekomünikasyon teknolojileriyle bunların bir bileşimi olan enformasyon
teknolojisindeki olağanüstü gelişmeler bu değişimde önemli bir rol oynamaktadır.
Bu rol, üretim ve hizmet organizasyonu bazındaki yeni teknolojiler olarak
bilinen hibrit teknolojileri(CAD,CAM, CIM gibi teknolojiler) bilgisayar
bütünleşik üretim sistemleri ve ileri malzeme teknolojileri adıyla anılan
yeni malzemeler (ileri polimerler, yeni yarı iletkenler, ileri seramikler,
kompozitler, süper iletkenler, karbon lifler, silicon devreler, süperalaşımlar
ve biyomedikal malzemelere ilişkin teknolojiler v.b.), moleküler biyoloji,
biyokimya, yeni biyoteknoloji ve gen mühendisliği alanlarındaki kapsamlı
ve hızlı gelişmelerle desteklenmektedir.
Yaşadığımız çağda teknoloji tabanındaki değişime paralel olarak üretim
teknolojileri yazılım ve donanım açısından giderek artmaktadır. Teknoloji,
kol gücünü tamamen ortadan kaldırırken, beyin gücünü kısmen ikame eden,
diğer bütün üretim faktörlerini de önemli ölçüde değişime uğratan bir
üretici güç olma yolundadır.
Böylesine hızlı değişen bir dünya karşısında acaba ülkemiz ve bölge
insanımız çağın neresinde yaşamaktadır? Elbetteki bir çok insanımızın
bu soruya makul ve mantıklı bir cevap verebilecek kadar donanımlı olduğuna
inanıyoruz. Yukarıda özet olarak ortaya konan değişim süreci ülkemizi
yakından etkilemiştir. Özellikle 1990 da Sovyetlerdeki meydana gelen
değişmeler karşısında ülkemizin yükünün (siyasi, iktisadi ve ekonomik)
artığı söylenebilir. Ancak bu gelişmeler karşısında ülkemizin iktisadi
anlamda iyi bir sınav vermiş olduğu söylenemez. Teknolojiye ve çağımız
teknolojisinin kaynağı olan bilime egemen ülkeler, sanayi başta olmak
üzere, bütün ekonomik etkinlik alanlarında mutlak bir üstünlük elde
etmişlerdir. Kısacası, teknoloji, ulusların rekabet üstünlüğünün tek
anahtarı haline gelmiştir. Dolayısıyla da dünya nimetlerinin yeniden
paylaşılmasında ve toplumsal refahın yükseltilmesinde bilim ve teknoloji
alanındaki üstünlük belirleyici olmaktadır.
21.Yüzyılın başlangıcında tanık olduğumuz bu tarihsel süreç çerçevesinde
bilim ve teknolojiye egemen ülkeler, öyle gözükmektedir ki, 21 Yüzyıl'ın
da mimarları ve egemenleri olacaklardır. Gelişmiş ülkelerin kalkınma
plan ve projelerine bakıldığında ülkelerin makro planlarının yanı sıra
bölgesel bazda mikro ölçekli plan ve projeler uyguladıklarını görmekteyiz.
Bu ülkelerin uygulamış oldukları plan ve projeler ülkemizde uygulamaya
konulursa kanaatime göre ülkemizin kalkınması dahada hızlanarak mesafe
katetmiş olacaktır. Bu plan ve projelere örnek vermeden once ülke bazında
değilde bölgesel bazda plan ve projelerin uygulanıp uygulanamayacağını
irdelemek yerinde olacaktır. Ancak plan ve projelerden basedilmeden
once bölgenin coğrafi ve stratejik yapılarından söz etmek uygun olacaktır.
Konu güzel ardahanımız olunca Ardahanın bulunduğu coğrafi bölgeye bir
göz atalım.
Ülkemiz sınırları içerisinde yer alan bölgelerden biriside Doğu Anadolu
bölgesidir. Doğu Anadolu bölgesi bir çok uygarlıklara beşiklik etmiş
uygarlıkları büyütmüş geliştirmiş ve tarihteki yerini şerefle korumuştur.
Bu bölge stratejik bakımdan önemli olduğu için her zaman bu bölge üzerinde
oyunlar oynanmıştır. Doğu Anadolu bölgesi içerisinde yer alan SERHAT
ARDAHAN stratejik nokta bakımından ülkemizin en önemli şehirlerinden
biri olup, ülkemizi Orta Asya ya bağlayan bir köprü vazifesi görmektedir.
Bu önemli yerde neler yapılabilir.
Bölgemiz bilindiği üzere cografi yapı bakımından karasal bir iklime
sahip olup kışları çetin ve ağır geçmektedir. Yaklaşık bölge yedi ay
kar altında kalmaktadır. Bunun nedeni de yüksek dağlara ve platolara
sahip oluşudur. Böyle bir bölgede plan ve proje olarak öncelikle neler
uygulanabilir onu iyi etüd etmek gerekir.
Dünyadaki ülkelere ve bölgelere göz attığımızda bizim bölgemizle benzerlik
gösteren bir çok bölge görebiliriz. Örneğin İsfiçre küçüçük bir ülke
olmasına rağmen, bu ülkede kişi başına düşen milli gelir seviyesi dünyadaki
bir çok ülkelerin nufuslarının milli gelir ortalamasının çok üstündedir.
Bunun sebebi Alplerin o bölgede yer alması ve bölgenin kış turizmine
açık olmasıdır.
Bir başka örnek Amerika birleşik devletlerinin New york eyaletine bağlı
ve New York'un kuzeyinde yer alan Lake George bölgesinde yasayan insanların
gelir seviyeleri eyalette yaşayan insanların gelirlerinin üstündedir.
Çünkü bu bölgede bizim bölgemize benzerlik göstermekte ve bölgenin kış
turizmine açık olmasıdır.
Bu iki örneği vermemdeki temel sebep şudur: Bu bölgelerde yaşayan insanların
eğitim düzeyleri bölgelerin özelliklerine göre geliştirilmiştir. Bu
bölgelerde hem eğitime katkı hemde nufusun gelirinin artırılabilmesi
için sportif amaçlı okullar açılmış ve kış turizmine yönelik bir çok
sanayi dalı (Beş yıldızlı oteller, alış veriş merkezleri v.b) gelişmiştir..
Bu okullar bölgedeki turizme dağcılık, kayak ve balıkcılık gibi yönlerden
olumlu katkılar sağlarken insanlarada eğitim vermektedir.
Bizim bölgemiz bu bölgelere tamamen bezerlik göstermesine rağmen bölgemizde
her hangi bir ciddi faaliyet gösterilmemektedir. Bunun sebebi bölge
insanının bölgenin yapısına göre bilinçli hale getirilmemesinden kaynaklanmaktadır.
Alpler ve Lake George örneklerini coğrafi yapı itibarıyla değerlendirirsek
bunun ne derece önem arzettiğini anlayabiliriz. Şöyleki; Alplerde uygulanan
proje, filizlenip belli olgunluğa eriştikten sonra alpler bugün dünyanın
kış turizmi merkezi haline gelmiştir. Hiçbir kimse bu bölgedeki turizim
getirilerinin bölge insanına ve aynı zamanda isfiçrenin kalkınmasına
yapmış olduğu katkıyı inkar edemez. Aynı şekilde Bilgisayar teknoloji
devi olan ülkeler belli bölgelerde küçük çapta projelerle işe başlayarak
ülkelerine hayal edilemeyecek derecede katkılar sağlamışlardır.
Bir ülkenin kalkınmasına motorik özellik sağlayan plan ve projelerin
bölgesel çapta uygulanması ve başarıya ulaşması bölgenin coğrafi özelliklerini
göz önünde bulundurmakla mümkün olabilir. Güzel şehrimizin coğrafi özellikleri
göz önüne alınarak projelerin uygulanması insanlarımızı mutlu müreffeh,
şehrimizi bayındır hale getireceği gibi, huzur ve ekonomik yapıyı yeniden
tesis edecektir. Huzurla ekonomik gelir arasında doğru orantılı bir
ilişki vardır. Eğer bu iki göstergeden birisi bozulursa bir diğeri işe
yaramaz hale gelir.
Bunun için her insan, her Türk vatandaşı bulunduğu Köyde, İlçede, Ilde
ve Bölgede yaşadığı yere olumlu bir katkı yapacak bir aktivite sağlyabilmesi
için öncelikle eğitimli olması birinci şarttır.
İnsanlar Dünyanın neresinde olursa olsun eğer uygar toplumların birer
üyesi olmak istiyorlarsa eğitim ve öğretim şartını yerine getirmelidirler.
Bilindiği üzere üretimin en onemli şartı eğitim ve öğretimdir. Eğer
bir toplumun eğitim ve öğretim seviyesi yüksekse o toplumda üretimin
de yüksek kalitede olacağını çevremize ve bilimsel verilere baktığımızda
anlmaktayız. Eğitimi ve öğretimi yüksek olan toplumların huzur ve refah
seviyelerinin yüksek olduğu yakından görebiliyoruz. Güzel Şehrimiz Serhat
Ardahannın huzurlu, insanlarının mutlu olması için eğitim ve öğretime
önem vermemiz gerektiği kanaatindeyim.
Bunu söylerken Serhat Ardahanın daha yeni İl olmasını da göz önüne tutrak,
bu çiçeği burnundaki ile katkıda bulunmak ve gelişmesini hızlandırmak
için şehrin ve bölgeninde doğal şartları göz önüne alınarak şehre ve
insanların gelişimine nasıl bir katkıda bulunulur acizane görüşümü açıklamak
istiyorum.
Konuyla ilgili biraz deneyimili birisi olarak sanıyorumki bölgemize
'Beden Eğitimi Ve Spor Yüksek Okulu' ve diğer kış turizmine hizmet verecek
kurum ve kuruluşların bölgede açılması yada bu tür yatırımların bu bölgeye
kaydırılması yararlı olacaktır. Bu kurumların ilimizde açılması durumunda
katkılarını kısaca değerlendirecek olursak bölgeye neler verebilir görelim.
Beş yıl Nigde Üniversitesinde 'Nigde Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'nun
müdürlüğünü ve Aksaray BESYO nunda kurucu Müdürlüklerini yapmış biri
olarak, bir yıllık BESYO nun bulunduğu ile katkısı yaklaşık 1999 rakamlarıyla
beş triliyondur. Çünkü bu okulların öğrencileri özel yetenek sınavlarıyla
alındıkları için sürekli bulundugu bölgeye insan sirkülasyonunu sağlıyor.
Bu da bölgedeki ulaşımdan restourantına, otelinden kırtasiyecisine kadar
olan bütün zinciri etkilemektedir. Beş triliyon nüfusa oranlandığı zaman
büyük bir katkının gerçekleştiğini görebiliriz. Bu tür yatırımların
hemşehrilerimizce desteklenmesi ve takibi güzel şehrimize olumlu katkılar
sağlayacağı inancındayım.
Yrd. Doç. Dr. Halim KAZAN
Niğde Üniversitesi
Aksaray İktisadi İdari Bilimler Fakültesi
hkazan51@hotmail.com
|
 |