| Dr.
A. Alper AKÇAM*
ARDAHAN DOĞASINA
SAYGI GÖSTERELİM
Güneybatı Kafkasya coğrafyası içinde yer alan Ardahan doğasının en bilinen
öncelliği, dünyanın en zengin kır çiçeği florasına sahip olmasıdır.
Yeryüzünün hemen hiçbir yerinde bulunmayan çeşitlilikte ve güzellikteki
bu kır çiçeği örtüsünün canlılığını da birçok akarsuyun çıkış noktasını
oluşturan su kaynakları sağlamaktadır. Kır çiçeği örtüsünün ve su kaynaklarının
hemen arkasında yer alan güvence ve dayanak noktası ise, bölgedeki eşsiz
güzellikteki, seyrelmiş olmasına karşın varlığını sürdüren sarıçam ormanlarıdır.
Ülkemizde doğal kaynaklarının öneminin yeterince bilinmemesi ve ekonomik
yaşamda günlük yararlar gözetilerek politikalar belirlenmesi, bu kaynakların
hızla yıkıma uğramasına, yok olmasına neden olmaktadır. Oysa ki, dünyanın
giderek olumsuzlaşan çevre koşulları düşünüldüğünde, çok uzak olmayan
bir gelecekte, suyun en az petrol kadar değerli bir doğal kaynak olacağı
açıkça görülmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu komşuluk ilişkileri,
su kaynaklarına yönelmiş gelişmiş ülkelerin kışkırttığı kimi art niyetli
girişimler ve ülkeler arasındaki sürtüşmeler de bunun açık göstergeleridir.
Ardahan, Sarıkamış ve çevrede yer alan bölge, ülkemizdeki birçok akarsuyun
doğuş noktasını oluşturmaktadır. Özel önemi olan bölgelerdir. Bu gerçeklik
ne yazık ki yeterince bilinmemektedir.
Diğer yandan, zengin kır çiçeği örtüsü üzerinde yapılmakta olan arıcılık
ve büyükbaş hayvan besiciliğine de yeterince önem verilmemekte, gerek
üretim gerek tanıtım açısından büyük sorunlar yaşanmaktadır.
Dünyanın en zengin ülkelerinden olan Hollanda, Avusturya, İsviçre gibi
ülkelerin temel gelir kaynakları, kendi doğal yapıları üzerinde, akılcıl
yöntemlerle yürüttükleri turizm, hayvancılık ve tarım ürünleri dış satımıdır.
Sanayileşme gibi bir çabaları kesinlikle olmadığı gibi var olan birçok
işletmeyi de kapatmakta, ülke dışına taşımaktadırlar. Bu ülkelerdeki
hayvancılık ve tarım da çoğunluk yapay koşullarda, kimyasal ilaç desteği
ile sürdürülmektedir.
Ardahan coğrafyasında yer alan kır çiçeği çeşitliliği adı geçen hiçbir
ülkede yoktur. Hayvancılık doğal koşullarda yapılmakta, elde edilen
süt ve et dünyada rakip tanımayacak ölçüde özellikler taşımaktadır.
Bugüne kadar, ne yazık ki, sahibi olduğumuz zenginliklerin ayrımına
bir türlü varamadık. Yanlış politikalar ve seçimlerle doğamıza, kaynaklarımıza
saygısızca davrandık.
Aynı kır çiçeği örtüsü üzerinde yapılmakta olan, yine aslında rakip
tanımaması gereken bal üretiminde de kısa zamanda çok kazanç amacı güden
çoğu yöre üreticilerinin yoğun glukoz (şeker) kullanımı ile arı türünde
yozlaşmalar, elde edilen balda erken kristalleşmeler gözlenmekte, Ardahan
balı tüketici gözünde giderek değerden düşmektedir.
Bölgeye dışardan, Iğdır ve çevresinden koyun sürüleri getirilmekte,
otlak kiralaması ile zengin kır çiçeği örtüsü, otu kökünden çekip çıkaran
koyun otlaması ile yıkıma uğratılmaktadır. Birkaç yıl önce yörede yoğun
tartışmalara ve hukuksal karmaşaya yol açtıktan sonra kaldırılmış bu
uygulama, hiçbir akılcıl gerekçe aranmaksızın, küçük ekonomik yararlar
uğruna yeniden yürürlüğe konmuştur. Halen Ardahan kuzeyindeki birçok
yaylada dışardan gelmiş yabancı koyun sürüleri vardır. Koyun otlamayan
bölgelerde yoğun bir şekilde canlanmış titreyen kavak diye anılan ağaç
cinsi ve kır çiçeği çeşitliliğiyle koyun otlayan bölgelerdeki soyulmuş,
bitki örtüsü yok edilmiş, çıplak kalmış toprak karşılaştırıldığında
yıkımın boyutları açıkça görülebilmektedir (Sözgelimi, Cin Dağı eteğindeki
bir bölgede, küçük akarsuyun kuzeyi yabancı koyun sürülerince otlanmaktadır.
Akarsuyun kuzeyi kısa zamanda çoraklaşmış, erozyona uğramaya hazır hale
gelmişken koyun otlamayan güney bölge müthiş güzellikte kır çiçeği örtüsü
ile uzanmaktadır. İsteyen herkes durumu yerinde gözleyebilir). Yabancı
sürüler aynı zamanda bölgeye kimi hayvan hastalıklarını da taşımakta,
ayrıca sürü sahipleri ile yöre halkı arasında istenmeyen olaylar yaşanabilmektedir.
Zaman geçirmeden, durum bölgedeki tüm ilgililer tarafından yeniden gözden
geçirilmeli, el birliği ile gereken önlemler alınmalı, yöre halkı aydınlatılmalı,
uyarılmalı, gerek üretim gerekse önlemler açısından örgütlenilmelidir.
Yöremizin geleceği, bilinçli ve örgütlü bir şekilde yapılacak büyükbaş
hayvancılık, arıcılık, doğa turizmi üçüzü üzerine dayanmak zorundadır.
Yöreyi belki de dünyanın en çok ilgi çekecek bölgesi haline getirebilecek,
kendi doğal zenginliğinin bilinçlice kullanılması dışında hemen hiçbir
yatırım istemeyen bu hedef, bölge insanı ve ülkemiz için aydınlık bir
gelecek muştulamaktadır. Bugünkü yanlış politikaların sürmesi halinde
gelecek kuşakların elindeki yaşam haklarını da yok edeceğimizi unutmamalıyız.
Ardahan çevresinde yer alan ve saydığımız tüm güzelliklerin asıl dayanağı
olan sarıçam ormanları hızla tüketilmekte, yok edilmektedir. Pinus Silvestris
cinsi, dünyanın en güzel sarıçam ormanı örneği olan yöre ormanlarının
altı zengin bir kır çiçeği, yaban yemişi ve çimenlikle örtülüdür. Bu
ormanların, orman yangınlarının hep gündemde olageldiği bir dönemde
özellikle öne çıkan diğer bir özelliği de, her türlü yangına karşı olağanüstü
dirençli olmasıdır. Kimi zamanlarda yöre halkı çam ağaçlarını soyarak
çırasını çıkarmakta, çamları olduğu yerde gövdesine ateş vererek yakıp
ısınmakta, buna karşın ormanlarda herhangi bir yangın olmamaktadır.
Kısıtlı kamu kaynakları nedeniyle bu güzel ormanların kimi bölgelerinde
orman koruma memuru bulunmamakta, ağaç hırsızlığını uğraş edinmiş yöre
gençleri tarafından güzelim çam ağaçları kesilerek elli ile yüz milyon
arasında değişen gülünç bedellerle satılmaktadır. Ayrıca yöre halkı
gerek yakacak, gerek barınak için bilinçsizce kaçak kesim yapmaktadır.
Ardahan çevresindeki ormanlık bölgeler, hafta sonu gezmeye, eğlenmeye
gelmiş Ardahanlı yerleşikler tarafından hızla kirletilmekte, çevreye
belki de yüzlerce yıl yok olmayacak naylon torbalar, içecek kutuları
saçılmaktadır.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi uluslararası çevre sözleşmeleri ile koruma
altına almaya söz verdiğimiz ormanlarımızda zaman zaman kazanç amacı
güden, onlarca yıl önce yapılmış sayımlara dayanan, ilgili bürokrasi
kademelerinin Ankara’dan yapılmış masa üstü hesaplarıyla yönlendirilen,
orman işletmelerince düzenlenen resmi kesimler yapılmaktadır.
Bölgedeki doğa yıkımının en can alıcı örneklerden birisi, Ardahan Ölçek
köyü ile yaylası arasında yer alan Batakköprü ormanında koruma görevlisi
bulunmamasıdır. Bu bölgedeki orman, özellikle köye yakın Kumunbaşı diye
anılan kısımda olmak üzere hızla kesilmekte, orman yok edilmektedir.
Bölgede, güpegündüz ellerinde uzun kesici gereçler bulunduran bazı kişiler,
çamları dallamakta, başlarını kesmekte, kesime hazır duruma getirmekte,
geceleri de çamları kesip götürmektedirler. Yakın bir gelecekte yayladan
inecek yöre köylüsünün kışlık yakacak için aynı ormandan yüzlerce çamı
kesip götürecekleri de bilinen bir olasılıktır.
Tüm ilgili kuruluşları ve yöre halkını Ardahan doğasına, kendi geleceklerine,
vatanlarına, ülke çıkarlarına saygıya çağırıyoruz.
Ardahan’ın ve ülkemizin geleceği için ivedilikle önlemler alınmalıdır.
1.Ardahan ve çevresindeki sarıçam ormanlarında ekonomik
yarar güden resmi kesimlere son verilmelidir. Bölgede büyük bir özveriyle
çalışmalarını sürdüren ağaçlandırma görevlileri desteklenmeli, bölge
işletmeleri yalnızca ağaçlandırmayla, orman geliştirmesiyle uğraşmalıdır.
2. Bölgeye dışardan koyun sürüsü getirilmesi kesinlikle
önlenmelidir. Yöre tarım ilgilileri ve köy muhtarlarının uygulamaya
karşı çıkmamaları, hatta onaylamaları, yöre için olumsuz bir tablo oluşturmaktadır.
Günlük hesaplarla, küçük yararlar gözetilerek yapılan bu uygulama tamamen
yürürlükten kaldırılmalıdır. Ayrıca yöre köylüsünün kendiliğinden ve
bölgede zaman zaman uygulamaya konulan ilgili kuruluşlar desteğiyle
yürüttüğü, doğal ortam için sakıncalar doğuran küçükbaş hayvan besiciliği
de kademeli olarak azaltılarak bitirilmelidir.
3. Koruma görevlisi bulunmayan bölgelerde diğer kamu
kurumlarından ve güvenlik güçlerinden destek istenmeli, özellikle jandarma
güçlerinin orman konusundaki duyarlılığı artarak sürmelidir. Yeri gelmişken,
bölgede görevli jandarma birlikleri komuta katlarına ve görev alan mehmetçiklere
duyduğumuz minneti belirtmek istiyoruz. İvedi önlem alınması gereken
bölge olarak da, hızla yok olmakta olan Ölçek Köyü Batakköprü ormanına
dikkat çekmek istiyoruz.
4. Gerek ormanlar, gerek kır çiçeği örtüsü ve gerekse
arıcılıkla ilgili olarak bölgedeki hayvan üreticileri, arıcılıkla uğraşanlar
uyarılmalı, ilköğretim okullarından başlayarak her aşamada bilgilendirici
kurslar, seminerler, açıkoturumlar düzenlenmeli, denetimler sağlanmalıdır.
Yöremizi ve ülkemizi seviyoruz. Tüm ilgililerimizi, yurttaşlarımızı
ve hemşerilerimizi, el birliği, güç birliği ile kardeşçe, dostça doğamıza,
geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Saygılarımızla....
*Doktor, Araştırmacı Yazar
alperakcam@doctor.com
aalperakcam@mynet.com
Eczacılar Sitesi, Çağrışan Köy, Mudanya, BURSA
0224-566 34 11
0532-765 0723
|
 |